Pazar, Haziran 05, 2011

Büyük Anadolu Yürüyüşü

05.06.2011 dünya çevre günü. 1972'de İsveç'in başkentinde toplanan BM Çevre Konferansında her yıl 05.06 Dünya Çevre Günü olarak kutlanacak diye karar almışlar. Ve 2011'ide Dünya Orman Yılı ilan etmişler. Dünyanın ormansızlaşmasına dikkat çekiyorlar.

Türkiye'de Çevre Günü etkinliklerinin seçim kampanyaları arasında kaybolduğu gerçeği de var tabi... Ayrıca Çevre ve Orman Bakanlığının bir girişimde bulunacağıda şüpheli.

Halbuki BM, 2011 Dünya Çevre Günü'nün, teması olan ormansızlaşma, bugüne kadar düzenlenmiş en önemli çevre duyarlılığı olacağını ilan etmişti. Belki Türkiye'de de, "2B arazileri üzerinde TOKİ ormanı dikme" etkinlikleri düzenlenmiştir. Yada "1,10,100 değil 1000 HES" kampanyasının yapacağı ağaç katliamları kutlanacaktır.

Ama Anadolu'nun dört bir yanından hiçbir şiddet eylemine karışmadan Ankara'ya doğru başlayan Anadolu Yürüyüşü'nün Gölbaşı'ndan öteye gidememesi Bakanlık tarafından tasarlanan bir etkinlik olsa gerek.

Doğa yıkımına, doğayla iç içe yaşayan halkın yaşam alanlarını yok etmeye, doğanın parsel parsel satılmasına karşı yaşamı savunmak için, geçtikleri tüm kentlerde, kasabalarda halka yanlış enerji ve kalkınma politikalarını anlattılar.


Binlerce km yürüdüler. Bunu Ankara'da anlatmaları "kamu düzeni" açısından tehlikeli ki, yürüyüşçüleri Gölbaşı girişinde polislerle karşıladılar. Eee yetkililerimiz nede olsa Türk, misafirperverlik kanlarında var... Bu sıcak havalarda onları betonların içinde değilde çok sevdikleri yeşilliklerin ve doğanın içinde ağırlamayı uygun gördüler. Öyle ki destek vermek için gelen Ankaralılarda   yanlarına yaklaştırılmadı. o denli benimsediler ve korudular yürüyüşçülerimizi. Madem doğa diyorsunuz dediler, seyyar tuvalet modern olur size dediler, izin vermediler!

Bu tavır bile iktidarın çevre konusundaki duyarsızlığını, fütursuzluğunu ve "doğrusunu ben bilirim" kibrini simgeliyor.