Pazar, Şubat 06, 2011

Severiz sizi


Sizi çok seven bir memleketin topraklarındasınız.
Kovboylar değil, Apaçileri severiz gönülden. Yiğit halkınızı kendinize yakın buluruz; kökten bir kardeşliğimiz olduğunu düşünmeyi severiz.
Ama lafınıza pek kulak asmayız.
1980' lerde çevrecilik dalgası büyürken efsane Kızılderili şeflerinden birinin (yanılmıyorsam Şef Seattle) sözü bütün dünyada popüler olmuştu.
Büyük Şef'in ABD Başkanı'na yazdığı mektuptan alınan öz, sanırım en çok bu toprakların "Entel/öğrenci Kabilesi" tarafından benımsenmiştir, poster poster ev duvarlarına yayılmıştır.
"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!"
Neyse ccanımızın içleri Mohikanlar, Siular, Karaayaklar, Hopiler, Dakotalr, Mohuwklar, Çeokiler, Yukiler,...
İyiki geldiniz, sizden öğreneceğimiz çok şey var.


Ulu Manitu aşkına, sağdan soldan değil, direk söyleyelim; anlatılacak sözler bunlar;

"Dur, dinle. Hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın."

"İnsan iki ruhludur; içinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır."

"Tabiattan uzaklaştıkça kalp kararır."

"Her birimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlamakta fayda var."

"Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkların zaman dünya iyi bir yer olmak üzere değişmeye başlayacaktır."

"İnsanlar yaşadığı için değil, yaşamadığı için yaşlanırlar."

"İlkbaharda usul usul yürü, toprakona hamiledir."

Tabi bunlar sadece birkaçı ;)

Vaktiniz uygun olursa, bir barış çubuğu tüttürmek veya biraz ateş suyu içmek için uygun adres ararsanız dumanlahaber salın, hemen yardımcı olurum, tamam mı reisler?

Cuma, Şubat 04, 2011

Bir Fotoğrafa

http://www.flickr.com/photos/eceltik/5376589162/in/photostream/

Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok sey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tır..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

Nazım Hikmet

Yalan ver...

ne olur, bana en güzel yalanı ver. biran için hiç bitmeyeceğini sandığın bir yalan. çünkü en gerceği, en sahicisi bu... ay ışığı ulurken balkondan düşürdüğüm terlikleri toplayacağım. kırık fayanslarına kırık kirpiklerini takacağım. sana ait olan bir yalan daha bulacağım. bir düşü süsleyebilecek kadar gerçek olacak yada bir gerçeği yok edebilecek kadar yalan...

01/09/2010