Cumartesi, Ağustos 18, 2012

Karada degilsin ki....

Her sabah onun o tatlı yüzünü izleyerek güne başlıyorum. Sırf bu yüzden ondan önce uyanıyor ve yüzündeki o mutluluğu izliyorum... Hatta suan bile sen uyuyorsun, ben ise seni goz ucu ile kesiyor ve bu satirlari yaziyorum.. Tabiii.... Aramızdaki o diğer erkeği görmezden gelemiyorum, sanırım karımın hayatında ikinci bir erkek var. Her gece aramıza giriyor, hatta benden önce yatağımıza atliyo ve benim tarafımda boylu boyunca uzanıyor. Bana küçücük bir yer bırakıyor. Onu rahatsız etmemek için tüm rahatsızlıklara bile katlanıyorum. Ulan Miskin seninle karımı paylaşıyorum...
Senin o umursamaz havan varya! Sen kadınların nasil ilgisini çekeceğini çözmüş bir kedisin... Eve gelen tüm kadınlar senin pesinde, ulan seni sevmek için, sırf sana yakın olabilmek için yerlerde sürülüyorlar, patilerine kapanıyorlar resmen. Ama sen ne yapıyorsun iki sürünüyormuş gibi yapıp sonra işine bakıyorsun... Helal olsun sana!
Daha gecen haftasonu esimin üniversiteden arkadaşları geldi, uzun zaman olmuş birbirlerini görmeyeli, sohbet muhabbet eyvallah... Lan uzun zamandan beri görüşmemiş kisilerin muhabbetlerinin yüzde kırkını oluşturdun. Hatta seni sevmek ve seninle ilgilenmek için mutfakta halinin üzerinde oturdular. Nasıl başarıyorsun bu denli kadınları patilerinin altına almayı... Helal olsun!
Eee sabahları ne demeli... Uyandıktan sonra mama ve su olayı. Yüzümüzü bile yıkamamıza fırsat bulmadan senin ihtiyaclarını gideriyoruz...
Ama dostum bunların hepsi sana helal olsun... Sen hayatıma girdiğinde benim halımı yakın cevrem biliyordu, senden önce ve sonra seklinde adlandırılır oldu hayatım... Senin dostluğun, senin o karşıma geçip masumca baktığın ve beni sakinlestirdigin anlar... Sen gercek dostsun, seninle herseyimi paylaşırım ve paylasiyorumda... Suan bile yorganın ucundasin ve kalkıp içeri gidemiyorum!
Kaç kilo oldun Miskin sen yaaaa!


Salı, Ağustos 14, 2012

gençlik kötülüğün mazereti değil…

bir insan bir kötülük bir aptallık yapınca hemen cümleyi yapıştırıyoruz “amaan genç o!” . insan 7 sinde neyse 70 inde de aynısıdır. genç iken adam olmayan yaşlanıncada adam olmuyo… adam gibi yaşlılara bakın buyuk ihtimalle 15 inde de adam akıllı insanlardı. onlara büyümüş de küçülmüş derlerdi. insanın olgunlaşması yaşla alakalı değil. yaşlandıkca olgunlaşmıyorsun. yaşadıklarınla adam oluyorsun! özümsediklerinle olgunlaşıyorsun, o yuzden yıllar geçtikçe bircok şey öğreniyoruz ama bunları yorumlayıp özümleyenler olgun insan oluyo. kalbiniz olgunluğunuzun yerleşkesi, beyniniz sadece yaşadıklarınızı hafızada tutuyor, olayları yorumlayan ve özümseyen kalbiniz... kalp değişmez ve o'na yazılan silinmez...


yaşlanmış ama sadece hayatı görmüş, yaşamını sadece izlemiş kişiler olgunmudur sizce!

Cuma, Ağustos 10, 2012

LÖSEV Gönüllüsü Olmak Bir Ayrıcalıktır...

Büyük LÖSEV Ailesi, lösemili&kanserli çocuk ve ailelerin bu zorlu mücadelede yalnız olmadıklarını göstermek için sevgi ve azimle çalışan bir vakıftır. LÖSEV kurulduğu 1998 yılından bugüne dek faaliyetlerini duyarlı kişi ve kuruluşların destekleri ve binlerce GÖNÜLLÜSÜ’nün katkılarıyla gerçekleştirmiş; Türk halkının konu hakkında daha bilinçli ve duyarlı olmasıyla beraber tedavide %91'lere çıkardığı başarısını %100’e çıkartmayı hedeflemiştir.





LÖSEV'e gönlünü veren gönüllüler LÖSEV’in her etkinliğinde aktif rol almakta, vakıf çalışmalarına aktif katılım göstererek çocukları hayata bağlamaktadırlar.


Yüreğinde paylaşım ve sevgiye yer olan herkesi Lösev gönüllüsü olmaya davet ediyoruz.

Lösev gönüllüsü olabilmek için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli: http://bit.ly/losevgonullusu
Lösev’i Facebook’ta takip etmek için: www.facebook.com/losev0660
Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile  paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.






Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

işte olimpiyat ruhu bu



2004 Atina’da aldığı altın madalyanın ardından, 2008 Pekin’de sakatlık, 2011 Daegu’da Dayron Robles’in kulvarına girmesi sonucu gümüş madalya anca gümüş madalya alabilen Liu, 2012 Londra ’da engele takılarak düştü ve yarışmadan elendi.


Tek ayağıyla engelleri aşarak parkuru tamamladı Liu Xiang, son engeli ise öperek geçti ve yarışı bitirdi. Bu davranışı aslında tüm sporcularda olan ruhu ortaya koydu. “ işte olimpiyat ruhu bu” dedirtti. Liu Xiang, Olimpiyat ruhunu sergilemiş olsa da, stadyumu tekerlekli sandalyeyle terk etmek zorunda kaldı.


Milli atletimiz 1990 doğumlu Merve Aydın, 800 metre seçmelerinde sakatlandı ve yarışın ikinci yarısını acı içinde sekerek tamamladı. işte profesyonel bir yarışcı olsanız sakatlandığınızı anladığınızda bırakıp buyuk sıkıntılara yol acmasını engellersiniz ama burası olimpiyat ve buranın ruhu var.


Olimpiyat seyircileri ya birinciyi alkışlar yada son sırada kalan sakatlanan ama bitirmek için göz yaşlarını döken amatör ruhu...



Perşembe, Ağustos 02, 2012

Amatör Ruhun Sisteme Yenik Düştüğü An!





Güney Koreli eskrimci Shin A Lam, dün 1 saniyeliğine de olsa Olimpiyat finalindeydi. 1 saniye diyoruz çünkü hakemler sayacın sıfırlanmasına rağmen mücadelenin bitmediğine kanaat getirdi ve süre tekrar 1 saniyeye ayarlandı. Alman rakibi, Britta Heidemann son bir hamle yaptı ve puanı alarak finale çıkan taraf oldu.
Shin olan biteni anlamaya çalışırken koçu hemen itiraz etti. İtirazın işleme konması için Güney Koreli’nin pisti terk etmemesi gerekiyordu. Pisti terk etmek, yenilgiyi kabul etmek anlamına geliyordu. 25 yaşındaki Shin yaklaşık 45 dakika pistte oturdu. Birazdan başlayacak üçüncülük ve final maçlarına aldırmadan oturdu. Seyiriciler de bir süre Shin’in hakkının yendiğini düşündü ve alkışlarla ona moral verdi.
Güney Koreliyi kalkmaya ikna etmek isteyen bir yetkiliyi seyirciler ıslık yağmuruna tuttu. Shin göz yaşlarına yenik düştü. O biliyordu ki az önce son Olimpiyat şampiyonunu devirmişti. Şimdi böyle olmaması gerekirdi.
Sonradan anlaşıldı ki Güney Kore’nin itiraz edebilmesi için para yatırması gerekiyordu. Kapitalizm, olimpiyat ruhunu da esir almıştı. Seyirciler iyice sinirlenmeye başladı. Ancak bir süre sonra Shin’in koçu geldi ve sporcusunu ikna ederek gözyaşları içinde pistten ayrıldılar.
Belki Olimpiyat takviminin final kısmına ismini yazdıramadı ama amatör ruhuyla birçok sporseverin kalbine ismini yazdırmayı başardı. TRT HABER


Yazı bana ait değil ama bende özetlicek olsam bu şekilde birşeyler ortaya cıkardı... Başından beri takıp ediyorum bu etkinliği, açılış töreninde tüm sporcuların gözlerindeki o amatör ruhu gördüm... Hele ki bizim takımda! 
Bizim sporcularımızın üzerindeki bu anlamsız madalya baskısı, onların başarısızlıklara itiyor diyorlar... İşte bu bile bir baskı! Başarısızlık dediğiniz şey; 2012 olimpiyatlarına katılıp orada kürsüye cıkamama... Yapmayın ya bu organizasyona katılmak bile büyük başarı... Derya BÜYÜKUNCU, yüzmede 6. kez olimpiyatlara katıldı ki bu bile dünya rekoru... Ama konuşulan onun serilerinde başarısız olması... Adam eğer maddi desteği bulursam 7. olimpiyat organisazyonuna katılmak istiyorum diyor...
Amatör Ruhun en büyük temsilcisi bence Kaptan Bülent KORKMAZ'dır. O'nun yaptıkları üzerine ayrı bir yazı yazılmalı...
Yazıda da belirtiyorlar "Kapitalizm, olimpiyat ruhunu da esir almış!" diye.. Sizce neden 2012 Olimpiyatlarını İngiltre'de yapıyorlar.? Tek bir açıklama Ekonomik sıkıntı... Başka şeyler yazmaya gerek yok ama geçen yıllarda Yunanlıların yaşadığı durumu akıllarınızdan cıkarmayın...

Çarşamba, Ağustos 01, 2012

Project_365


PROJE 365, fotoğraf ile uğraşan bir çok kişinin bildiği ve uyguladığı bir projedir.

Amacı, bir yıl (365 gün) boyunca çekilen fotoğrafların günlük ve aylık olarak yayınlanmasıdır. Bu projeye Mart'11 de başladım ve Mart'12 nin başında bitti.

Bu süre boyunca 3000'den fazla fotoğraf çekip, aralarından her güne bir tanesini eşledim ve yayınladım. Bu süre içerisinde Avrupa'nın birçok kentine gittim ve oralarda anı yakalamak adına çok güzel çalışmalarım oldu. Kimilerinde ise sadece o güne ait olması adına çekilmiş çalışmalardı. Bu sıradanlığı engellemek adına o çalışmaların yerine beğenimi fazlasıyla kazanmış çalışmalarımı ekledim. Sonuçta bu çalışmalar benim elimden çıktı ve benim yaşadığım zaman dilimlerini ölümsüzleştirdi.  Bir yıl boyunca projeye sadık kalmak gerçekten zordu ancak sonu güzel oldu.

Umarım 365 ile sınırlı olan bu sununun tadına en az sizde benim kadar alırsınız... 

İlgili albüme aşağıdaki Project_365'e tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Project_365