Salı, Ekim 26, 2010

Askerlik...

Acemilik bir nehirdi....

Acemilik öyle çoşkulu bir nehirdi ki akıntıya karşı yüzmeye çalıştıkça su yutuyordum, batıyordum. akışına bırakmak zorundaydım kendimi. içimde kabaran suya, takvim yapraklarının döngüsüne, şeylerin düzenine taslim olarak, itaat ederek, kulak vererek gecen bir dönemdi.

Ustalık ise bir denizmiş...

Ustalık öyle engin bir denizmiş ki kıyının ne tarafta olduğunu anlayamıyorsun. uyandığında okyanusun ortasında bir salda buluveriyorsun kendini. suların mavisi öylesine ele geçirmiş ki ruhunu, bir daha medeniyete dönebileceğini, bundan böyle eskisi gibi olabileceğini sanmıyorsun.

Elif ŞAFAK satrlarında kendimi bulduğum anların birleşkesi....

Cuma, Ekim 08, 2010

Kabus

Üşürsem üstümü ört... Hikayeni anlat ben uykuya dalana kadar. Yine de dikkatli ol. Dikkatli ol bulaşıcıdır bazı kabuslar.Benimkiler biraz özlem, biraz duygu barındırıyor bünyesinde. Bilirsin uyurum erkenden, izlersin beni, anlatırsın öykülerini... Ben olayım hikayelerinde, benli olsun vücudun, bizli olsun yaşantın...Ben sadece kararsızlıklar içerisinde rüyalar görürüm. Kabuslarım benimdir. Sensiz olsun onlar!... Bulaşmasın sevdiğime....

Cuma, Eylül 10, 2010

Masal

Bütün masallar "bir varmış bir yokmuş" diye başlar. Sen de güşündün mü bu başlangıcın aslında ne kadar doğru ve bir o kadar da acıklı olduğunu? bir an için buradayız işte, tüm gerçeklerimizle. Sesimiz gürül gürül cınlatıyor, duvarları. Ama sonra? Nasılda yok oluveriyor çığlıklarımızın tınısı, duyulmaz oluyor! Tıpkı çok sevdiğimiz bir film gibi, ya da yaşamaya doyamadığımız en güzel günümüz gibi, sona eriyor herşey... Masal bitiyor, kitap kapanıyor. Belki biraz hüzün bırakıyor ardında giderken, ki her gidiş hüzünlendirir insanı. Ya da küçük bir umut beliriveriyor, bizden sonrakilere duyulan inancın yarattığı...
Ama belki yok olmaz, "yokmuş" demezsek biz.

Perşembe, Eylül 09, 2010

Nefes

Ağzını açıyorsun, öyle geniş açıyorsun ki, çenelerin catırdıyor. Ciğerlerine hava çekmelerin emrediyorsun, ŞİMDİ, diyorsun; havaya ŞİMDİ ihtiyacim var. Ama soluk borun, ciğerlerin seni duymazdan geliyor. Kapanıyor, sıkışıyor, sımsıkı kilitleniyorlar; ansızın havayı bir kamıştan çekmeye başlıyorsun. Ağzın kapanıyor, dudakların sıkılıyor, yüzün seğeriyor,; becerebildiğin tek şey, boğazlanan biri gibi çıyaklamak. Ellerin titriyor, çırpınıyor. Bir yerlerde bir baraj kapağı açılıyor ve buz gibi bir ter boşalıyor, bedenin sırılsıklam oluyor. Çığlık atmak istiyorsun. Becerebilsen, atacaksın. Ama haykırmak için soluk almak gerek...

Perşembe, Eylül 02, 2010

Kadeh

Mükemmel bir eylül sabahı koğuşun sıralarından birinde oturuyorum. Etrafta renklerle, kokularla ve ışıklarla kımıldadan sonbaharı seyre dalmışım. Sınırların dışında sevgililer birbirlerine sokularak dolaşıyor, ağaçların arkasında kayboluveriyorlar. Kalbim, bayıltıcı ve esrarlı bir içkiyle dolu billur bir kadeh gibi...

Cumartesi, Temmuz 17, 2010

Kelebek


Aşk bir kelebek gibidir, peşinden koştukça hep senden kaçar…
En iyisi bırak uçsun, inanki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir…
Aşk mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir, şkını hak eden birine sunarsan eğer…


Aşkın amacı irileri için “mükemmel insan” olmak değildir, seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır…

Sevmediğin birine asla “seni seviyorum” deme…
İçinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme…
Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme…
Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir…

Seven insan “senin hatan” yerine “özür dilerim” diyendir…
“neredesin” yerine “ben buradayım” diyendir…
“nasıl yaparsın” yerine “niye yaptığını anlamıyorum” diyendir…
ve aşk “keşke” yerine daima “iyi ki” diyendir…

Kalp yarası sizi kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer, ve ilaci, bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.

Aşka düş ama tökezleme, paylaş ama isteme, yaralan ama asla acıyı içinde büyütme…

Sevdiğinin bir başkasıyle mutlu olduğunu görmekten daha acı birşey varsa, o da seninle mutsuz olduğunu görmektir…

Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir, sevdiğin seni terk edince daha çok acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir…

Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır…
Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bilki 10 sene sonrada hak etmeyecektir…

O yüzden Bırak, gitsin…

Cuma, Haziran 18, 2010

Ufak bir hayat


Aklını kullan.İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.
Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun.
İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün.
Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma.
Güvenmediğin biriyle asla flört etme.
Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme.
İnsanlara doğru değer ver, haketmeyenleri sil.Kimseye yalvarma.
Asla dönüp de arkana bakma.Sır tutmasını bil.
Dostlarının sevgilinden daha önemli olduğunu unutma. Onları asla sevgilin için satma.
Hakettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin.
Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma.
Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.
Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.
Kendini öven insanlardan kaç.Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların
öğütlerini gözardı etme.
Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.
Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma.
Sen istemediğin sürece tanrı dışında kimsenin seni üzemeyeceğini aklından çıkarma.
Gözyaşlarının değerini bil. Onları haketmeyenler için harcama.
Sana bahsedilen zekayı kullanmayarak, tanrıya hakaret etme.
Senin zekana inanan insanlari hayalkırıklığına uğratma.Kendini sev.
Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma.
Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların
değerini bil.
Aşkta bile mantığına küsme. Kalbin doğru yolu bulacak içgüdüye sahipdeğil.
Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.
İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme. önce kendin sonra diğerleri olduğunu unutma.. Her maskeye inanma altında yatan gerçek yüze ulaşmaya calış...

(alıntıdır ama nereden olduğunu hatırlamakta zorlanıyorum, yazıyı okuyunca!)