Perşembe, Ekim 27, 2011

yalan


yalan ne kadar buyuk olursa inanmasıda o kadar kolay oluyor...

nokta

Gölcük’lü bir vatandaş deprem olur olmaz Van’a kazak, bot, mont gibi eşyalar gönderirken montun cebine bir kağıt koyar..

“Geçmiş olsun kardeşim, ben de Gölcük’te senin şu an yaşadıklarını yaşadım. Maddi manevi ne sıkıntın olursa bana 05xxxxxxxxx numaralı telefondan ulaşabilirsin, hiç çekinme.”

birkaç gün sonra tanınmayan bir numaradan gelen mesaj:

“Allah razı olsun kardeşim. Şu an gönderdiğin montla ısınıyorum. Sana söz bir gün sen düşersen ben de seni kaldıracağım.”

Nokta

Çarşamba, Ekim 26, 2011

bir sebep




+ Neden bir insanı incittiğimi bileyim ki.. Onu neden anlamaya çalışayım?
- Çünkü incittiğini bilirsen, sevebilirsin. Hayatımızın amacı bu değil mi, sevgi…
+ Bana başka bir seçeneğin var olduğunu gösterdin. Savaşmam için bana bir sebep verdin.
- Savaş sayesinde kurtulacaksın...

Pazartesi, Ekim 24, 2011

Pazar, Ekim 23, 2011

karmaşık



sanırım deliliğin insanların sandığından daha karmaşık bir şey olduğunu kavramış bulunuyorum

acı



Vücuduna bak. Güvensizlikten ve sevgisizlikten acı içinde.

kim gördü...



Bir kelebek kanatlarını çırparak dünyanın başka bir yerinde kasırgaya neden olabilir.Bu sözü yıllardır duyuyoruz.Peki kim bu kelebeği gördü…Hiçkimse

Pazartesi, Ekim 17, 2011

tadını cıkarın


kimse sevdiklerinin yanında daha ne kadar kalacağını bilemez. o yuzden keyfini cıkarın...

Bırak gitsin


korktuğunu biliyorum, ama benımle kalmalısın. onunla yaşamayı istediğini biliyorum. yalnızlık her zaman senin secimindi, ama o gerçek değil. seni ele geçiren birşey sadece sana zarar veren. benim için önemlisin. sana değer veriyorum ve seni önemsiyorum. Seni kaybetmek istemiyorum. Seni kaybedemem. ilişki kurmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilirim. Yalnız olmanın ne demek olduğunu bilirim. Birinin yanında olmak ve onun seni bırakmayacağına güvenmek cesaret gerektirir. Ben seni bırakmayaçağım. Senin de beni bırakmaman için elimden geleni yapacağım. Bırak gitsin yalnızlığın.

Cumartesi, Ekim 08, 2011

tek cvp


akşam üzerinden sonra kendimi yollara vurdum ve sadece aklımda birkaç soru işareti vardı... neredeyse yolun sonuna gelmiştim. benim için gerçekten uzun bir yoldu bu ama tek soru işareti kaldı aklımda. yitirdim onları. sen biliyorsun beni, nelere ihtiyacım olduğunuda... sadece kaslarımı yorsam mutlu olurum... sanki onlar düşünüyor benim yerime... evimden çok uzaklarda ve tek basına... sen olmadan bakalım o tek soru işaretinede cevap bulabilecek miyim... tek başıma... tek bir kaya gibi hayata karşı durabilecek miyim...

aNAHtar



değer vermek öldürür...
duygularını kapatmak için doğru zaman olabilir...
sen yaparsan bende yaparım...
aslında yalan!
duygularını kapatamazsın.
henüz toyken yapabilirsin belki ama birkaç yüzyıl sonra sadece rol yaparsın.

Perşembe, Ekim 06, 2011


- sen bunları yaşasaydın kesin intihar ederdin!
+ yo etmezdim...
- hıh ne kadar güçlüsün...
+ yo tam tersi, ölmekten korkuyorum...

Çarşamba, Ekim 05, 2011



köyüne dönmekte olan bir öğretmen, Haydarpaşa’dan trenine binmiştir gecenin ilk saatlerinde. aslında otobüs ile yaptığı yolculuklar daha kısa sürmektedir ama o tren ve onun hayatına kattığı özgürlüğü sevmektedir. birde öğrencilik yaşamı boyunca sürekli otobüslerle haşır neşir olduğundan ki bunun sebebi şehirler arası otobüslerde hosteslik yapmasıydı, otobüslerden artık sıkılmıştı… trendeki kompartımanına yaklaşırken diğerlerinde ki hayatları süzmeyide çok severdi. belki birileri ile dertleşip onların sorunlarına dermen olabilmeyi umardı hep. kendisine ait olan kompartımana geldiğinde içeride kolu kırık bir genç gördü. gözlerindeki ışıltıdan çıkarabildiği kadarıyla oda yakınlarının yanına gidiyordu. 15 yaşında vardı yoktu, cin gibi bakışları ve kolundaki kırıktan anlaşılan yaramaz biriydi… kolundaki kırık aslında onun hayatını özetliyordu… yanına oturdu bizimki. başladılar havadan sudan konuşmaya. konu erkeklere gelmişti. kızın gözündeki ışıltı birden bir yanar dağın tepesindeki lavlara dönüştü… tabi bizimki meraktan direk sordu “ne oldu? yada kim yaptı?” kız utanarak ama tok bir sesle “kocam!” dedi… dayanamıyorum artık ailemin yanına gidiyorum. beni öldürmeden önce şayet dinlerlerse, bana hak verme ihtimallerini gözden geçirebilirler. bu sırada ucu bucağı belirli olmayan kırlara bakarken alçılı kolunu cama doğru yasladı ve alçının üzerinde tek bir kelime… “Kayboldum! Kaçamam!”