Pazar, Aralık 11, 2011

venedik





Suların arasında sokaklar, küçücük köprüler, daracık sokaklar, zamanına göre bence oldukça yüksek binalar, öyle ki dibine güneş gelmiyor...






Şehrin içinde kıvrılan, gondolların gezinti yaptığı kanalın derinliği 1.5 metre ancak, doğal olarak merak edilen şu: O kocaman binalar bu kadar suyun içinde nasıl dimdik yüzyıllara meydan okumuşlar? Tüm binaların altında özel bir ağaçtan yapılmış kazıklar varmış. Dibi çamur malum. Suyun rengide bir farklı... Yani evlerin temeli kazıklardan oluşuyor. Santa Maria Della Salute isimli beyaz bir inci gibi parlayan karşı adadaki kilisenin altında 1 milyon kazık varmış. UNESCO tarafından da korumaya alınmış. Bunca yüzyıl o kocaman binaların yüküne nasıl dayanmışlar hala hayret edilesi bir gerçek.





Yüzlerce parça adacıktan oluşan Venedik birbirine küçük köprüler ile kenetlenmiş. Şöyle kuşbakışı canlandırsanız gözünüzde, sanki birbirine bağlanmış yamalar gibi görünebilir aslında. Ulaşımı son gittiğimde yürüyerek yaptık San Marco meydanına kadar. bu sürede benim saydığım 86 adet köprüden ve 6 adet önemli meydandan geçtik.




Bunun dışında ulaşım için eskiden gondollar kullanılırmış. Gondollar standart taşımacılık aracıymış vaktiyle. Şimdi ise 20 dakikasına 100 € ödeyerek bir tur attığınız araç olmuş. Bu meslek babadan oğula geçermiş ve göründüğü kadar da kolay değilmiş. Bu arada ucuza gondol gezintisi yapmak istiyorsanz 6 kişi bir araya getirip kişibaşı fiyatını 15-20 €'ya düşürebilirsiniz. Buna alternatifiniz de Grande Canal (Büyük Kanal) üzerinde 82 numaralı vaporetto ile yaklaşık bir saat süren bir "grande "tur olabilir. Bu arada vaporettoya binecekseniz o sıcak havada açıkta oturmak serinletici etki yapabilir ama  bünyeniz biraz nazlı ise akşam ateşiniz çıkabilir. Denenmiştir, fena çarpıyor!



İtalya'da her şehrin bir bayrağı var. Venedik'in de kırmızı üzerine sarı işlemeli bir bayrak. Simgesi de azizleri San Marco'nun simgesi olan  kanatlı aslan. İtalya'da gezdiğimiz hemen her yerde, özellikle Venedik'teki tarihi mekanlarda San Marco aslanını görüyorsunuz.
















Venedik'te yemek ne çok özel ne de ucuz. Ana yemekler 7€'dan başlıyor. Pizza bir  kişi için biraz büyükçe gelebiliyor. Ama salata alacaksanız menüdeki ya da vitrindeki resimlere aldanmayın. 7,50 € ödeyeceğiniz marul, domates ve mozarella için gelen mamül 7 parça mozarella peyniri, 7-8 dilim domates ve 3 küçük marul yaprağı oluyor. O yüzden verdiğiniz siparişin ne büyüklükte geleceğini sormanızda fayda olabilir. Biz akşam yemeğinde iç taraflara doğru bir mekana girdik ama çok araştırdık ve sonunda bir yere girelim modunu seçtik... Deniz mahsulü spagetti şiddetle tavsiye edilir, en azından bildiğimiz ürünler var içerisinde. Ama şarapları pahalı biraz.









İşte bu yüzden şarabınızı San Marco meydanında 1,5€ ya plastik bardakta alabilir ve meydandaki hareketliliğe karşı yudumlaya bilirsiniz. En kötü şarabı bile şahane.






Venedik'te gezerken belki dikkatinizi çeker, Büyük Kanal 'da genelde karaya yakın yerlerde suyun üzerinden görünen kazıklar dikilidir. Bunlar, gemiler sığ yerlere/ karaya oturmasın  diye kılavuz olarak çakılmış direklermiş.



Venedik'in genel olarak tek dezavantajı halkından çok turist konaklatıyor olması ve turiste doygunluktan artık yüzlerine bile bakmıyor olmaları. Nitekim, turizm reklamı da yapmadıkları dikkatlerinizden kaçmamıştır.


  


Birde bu şehirde adım attığınız her yerde sanatın izlerini görüyorsunuz. kazıkların üzerine yapılmış bir çalışma beni kendisine hayran bırakmıştı mesela. Bir diğeri ise kulübenin bir tarafına turistlerin düşürdüğü ayakkabıları ve küçük kumaş parçalarını asarak yapılmış olan çalışma. Bunlara çalışma diyorum çünkü aklıma gelen tek kelime bu...