Pazartesi, Nisan 11, 2011

ebedi huzur

Project 365_015 by eceltik
sevdiğim kadın ile haftasonu türkiyenin en kalabalık şehrinde olmamıza rağmen birbirimizden başka kimseyi görmeden cihangir, taksim, beşiktaş ve buyukada sokaklarında yürüyorduk.kalabalık bir cafeye girdiğimizde bile sadece birbirimize bakıyorduk. ama benım kulaklar tabı her zmanki gibi tüm fısıltılara acık... bu sayede daha cok eğleniyorum, hayattan keyif alıyorum... konu bu değil zaten.. konu sevgiydi, konu cıkar olmadan beslenen sevgiydi, konu şuurunu kaybetmişcesine anlamlandırılılan sevgiydi... havanın nasılolduğu önemli değildi, içimizdeki sevgi ellerimizi terletiyor, yuzumuzu yağ içinde bırakıyordu... konusulacak konular bıtıyordu bazen işte o sıralarda göz bebeklerimiz kalıyordu geriye sadece... tutuyordum kolunu cekiyordum kendime nede olsa kimsecikler yoktu cevremizde... zaten olsalar bile bize bizim dilimizde seslenmiyorlardi... bu bile ne kadar yabancı oldugumuzu gösteriyordu onlara... tanımaya cıkmıştık istanbulu, birde onun dilinden öğrenmeliydim yaşamayı... iki nokta var odak noktasında ya gözleri ya o ufacık dudakları... o dudaklar neler anlatır neler kusar sadece ben bilirim sadece ben anlamdırırım... bizim aramızdaki dilimizdi işte bu... sadece bizim cumhuriyetimizde kullanılan ve sadece iki kişinin bildiği bir dil bu! özel harflere ve seslere sahip... özel bir gezi, özel bir dil ile anlatılır anca değil mi!
elleri ellerimdeyken cevremdeki herşey yok olmaya başlamıştı. nasılda donuyordu bu dunya yorungesınde, nasılda kalbim temiz kanı vucuduma dagıtıyordu, nasılda ben yeryuzune basmadan gezebiliyordum bu şehri... zihnimde düşündüğüm tek şey o an istedigim şey olmustu. “şu an yaşadığım şeyle (mutluluk ve huzur) beraber şu an şurada ölsem ya?” işte ölüm sadece o anda anlam kazanmıştı... ebedi huzura bu şekilde hayiz olurdum anca...